Etnik Kimlik ve Algılar Çalıştayı Konuşması / 25 Şubat 2013

Pazartesi, Şubat 25th, 2013 @ 2:28PM

Yer: İstanbul / Malta Köşkü
Toplantı: Etnik kimlik ve kamu hizmetlerine bakış : Algılar-Tutumlar Çalıştayı
Tarih: 25 Şubat 2013

Çok değerli misafirler, hanımefendiler beyefendiler Ak Parti Ar-Ge Başkanlığımız tarafından düzlenenen  ‘Etnik kimlik ve kamu hizmetlerine bakış : Algılar-Tutumlar Çalıştayı’ na hoşgeldiniz

Öncelikle hepinizi saygı ile selamlıyor, çalıştayımıza katılımınızdan dolayı teşekkür  ediyorum.

Önceki yüzyılda karşılaştığımız  bir çok meseles ile yüzleşmek çözmek ve toplumun huzur içerisinde bir arada yaşaması konusunda karşılaşılan ihtilafları çözmek yerine onları ötelemek ve halının altına süpürmek konusunda bir irade hakimdi. Oysa içinde bulunduğumuz asır,  bize kapalı toplumların en önemli özelliği olan görmezden gelme ve egemen gücün etkinliğine ve kamuoyu oluşturma gücüne teslim olma imkanını sağlamamaktadır.

Yine bir önceki asır toplumları bir arada tutabilmek için zenginliklerini, farklılıklarını tarihsel referanslarını arındırıyor, bunu ülkelerin ve toplumların birlik ve beraberliklerini tehdit eder, zayıflatır unsurlar olarak kabul ediyordu.

Gerek küreselleşme gerekse iletişimin etkinliği 21.yy’ın tüm karakteristiği, problemleri ve çözümleri, talepleri ve toplumun ihtiyaçlarını bir önceki asırdan tamamen farklı kılmaktadır.

Eğer bizim gibi, kadim bir medeniyet havzası ve bir çok uygarlığın merkezindeki toplum özelliğini ortaya koyuyorsanız, medeniyetinizden, tarihinizin tüm evrelerinden, üzerinde yaşadığınız toprakların gerçeklerinden kopuk gelecek oluşturamazsınız.Tüm farklılıkları hissetmek  ve onlara gerekecek oluşturabilecek iklimi yansıtmak zorunluluğu ortaya çıkar. Burada en önemli sorun geçmiş dönemlerde bu gerçek görmezden gelinirse, çağcıllarınızdan dez avantajlı olarak bu maliyetleri onarma sorumluluğu da yükümlülüğünüz olarak karşınıza çıkar.

İşte bugün ülkemizde birlikte yaşamanın kurallarını ve anlayışını hem formel hemde informel, yani gerek kurallar gerek kurallara dayalı gerekse doğal sürecini arayan anlayışa uzanan kuvvetli bir  iradeyi görüyoruz. Bunu zihniyet dönüşümü olarak tanımlayacağımız gibi, bunu aynı zamanda çağın farklılıkları ve zenginlikleri bir arada yaşatma fırsatı ve bu fırsatın dönüştürücü kuvveti olarak da tanımlayabiliriz. Bu dönüştürücü kuvvet içinde bulunduğumuz asırda zayıflatıcı değil iyi yönetilirse refah, huzur ve kardeşlik toplumuna temel oluşturur.

Bugün bu çalıştay da 20.yüzyılda karşı karşıya kaldığımız meselelerin toplumun üzerinde farklı kesimlerde oluşturduğu etkileri, ayrışmaların olaylar karşısında, davranışlar karşısında ve yaklaşımlarda nasıl farklılaşabildiğinin analizini yapmaya çalışacağız.

Geçmiş dönem ve olaylar o kadar etkin olmuş ki samimiyetle iyi niyetle, topluma bireye dokunan tüm hizmetlerde bile, tahribatları tamir etmeye yönelik girişimlerde bile geçmiş dönemin yargılarıyla karşı karşıya kalınıyor.

Tüm bunlardan hareketle, bugün atılan adımları ülkemizden ve dünyadan takip edilen, her birimizde umut tomurcukları oluşturan Kürt Meselesi ile ilgili çözüm sürecinin, önceki deneyimlere oranla çok daha güçlü ve gerçekçi ilerlemelerle sürdüğünü gözlemliyoruz.

On yıldır iktidarda bulunan ve 21. yüzyılın önümüze çıkardığı  fırsatı ıskalamayan Ak Parti’nin dönüştürücü gücünü objektif bütün değerlendirmeler ortaya koymaktadır. Tarihimizin en kapsamlı sivilleşme ve demokratikleşme adımlarından biri son on yılda gerçekleştirilmiştir. Askeri bürokratik ve yargısal vesayet rejimlerinin kıskacında olağan yaşamın hem hemen her alanına getirilen olağanüstü kısıtlamalar birer birer kaldırılmıştır.

Normalleşmeye yönelik çabalar bu dönemde kararlılık ile sürdürülmüştür.Temel hak ve özgürlükler  alanları genişletilmiş toplum ve devlet arasındaki güven duygusunu pekiştiren adımlar atılmış özgürlük ve demokrasi çıtası yükseltilmiş td

toplumun her kesimine karşı daha duyarlı ve sorumlu yaklaşılmıştır.

Son on yılda gerçekleştilen uygulamalar toplumun tüm kesimlerini yakından etkilemiş özellikle bugün çözüm sürecinin ana odağı olan bölgede gerek demokratikleşme gerek ekonomik kalkınma ve insan merkezli yaklaşımlar yep yeni bir zihniyet  başlangıcını ortaya koymuştur.

Olağanüstü Hal’in kaldırılmasından, DGM’lerin kaldırılmasına, MGK Genel Sekreterliği’nin sivilleştirilmesinden, faili meçhul cinayetlere son verilmesine kadar, milli birlik ve kardeşilik projesinin başlatılmasına kadar sağduyulu, yeni Türkiye’yi ifade eden adımlar cesaretle atılmıştır.

Emasya Protokolü’nün kaldırılması, vatandaşın gündelik yaşamının kolaylaştırılması, işkenceye sıfır tolerans politikası, insan odaklı yöneticilere öncelik verilmesi, bilgi edinme hakkı, toplantı ve gösteri yürüyüş hakkının gerçekleştirilmesi, siyasi parti kapatılmasının zorlaştırılması, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne uygun bir örgütlenme özgürlüğü, BM ve Avrupa standartlarını karşılayamayan cezaevlerinin kapatılması, AİHM kararlarına dayalı olarak ceza ve hukuk yargılanmasının yenilenmesinin önünün açılması, gözaltı koşullarının iyileştirilmesi, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru imkanı getirilmesi, 18 yaş altındaki tüm çocukların çocuk mahkemelerinde yargılanmasının sağlanması, milletvekillerinin vekilliklerinin düşürülmesine son verilmesi, farklı dil ve lehçelerde de siyasi propagandaya kadar, ombudsmanlığın yasalaşması, denetimli serbestlik uygulanmasının kapsamının genişletilmesi, Türkiye İnsan Hakları Kurumu’nun faaliyete geçmesi, üçüncü yargı paketi ve bugün gündemde olan dördüncü yargı paketi, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, Büyükşehir Belediye Yasası ve bireylere kendisini daha iyi ifade edebileceği dilde savunma imkanı; geçtiğimiz on yılda partimizin demokratikleşme sivileşme özgürleşme ve modern demokratik devlet konusundaki kararlı adımlarıdır.

Ayrıca on yıl boyunca Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne yapılan yatırımlar toplam 37 milyar lirayı geçmiş, bölge illerinin diğer bölgelerle ve dünya ile entegrasyonu 2002’ye göre on kat artmıştır. Çocuklarımızın okullaşma oranından terör mağdurlarının zararlarının karşılanmasına kadar;GAPProjesi’nin yüzde 86’sının tamamlanmasına, Köydes, Beldes ve Sodes Projeleri, bölge kalkınma ajanslarının etkinliği ile birlikte Köye Dönüş ve Rehabilitasyon Projesi’nin uygulanmasına kadar bu topraklarda yaşanan en adil ve insanımızı merkeze alan ekonomik ve sosyal projeler geçekleştirilmiştir. Bir çok şey daha sayabiliriz.

Çocuklarımıza arzu edilen isimlerin verilmesinden sinema ve video müzik eserlerindeki değişikliğe kadar, dil kursları açılma imkanı sağlanmasından tutuklu ve yükümlülerin anadilleri ile görüşebilmesinin mümkün hale getirilebilmesi kadar,TRTŞeş, bölgede açılan çağrı merkezleri, Kürtçenin ve bazı derslerin seçmeli olmasına ve üniversitelerimizde bu konularda enstitü kurulmasına kadar, kamu hizmetlerinde tercüman istihdamından kültür bakanlığımızdan Kürtçe önemli eserleri çevirmesi ve yayınlaması kadar, hastanelerde Türkçe ve Kürtçe afişlerden Kürtçe tiyatro ve mevlüt programlarına kadar, melelerin istihtamına kadar,dersim olayları nedeni ile devlat adına özre kadar Diyarbakır ceza evi olaylarının soruştulmasına kadar sinama filmlerinin desteklenmesine akdar ve Mustafa Muğlalı kışlasının isminin kaldırılmasına kadar bir çok adım atılmıştır.

Bütün bu süreç karşısında dahi atılan adımlar yapılan hizmetler ve kamu yatırımları çerçevesinde gerçekleştirdiğimiz kamuoyu araştırmalarında Kürt ve Türk vatandaşlarımızın kamu himetlerinden aynı ölçekte yararlanmalarına rağmen farklı memnuniyet düzeylerine sahip olduklarını tespit etmiş bulunuyoruz.önem verdiğimiz bu sonucun arkasındaki nedenlerinin tespiti ve bununla birlikte ülkemizin geleceği ve farklı etnisitelerin çözüm süreci ve sonrasında bu yargılarından nasıl uzaklaşabileceğidir.Bir çok tahribatın birikimiyle birlikte  ortaya koyduğu bu zor çözüm yolu için ortak geleceğimiz adına, ortak akılla çözüm bulma zorunluluğu bizlere aittir. Bu nedenle değerli düşüncelerinizin ülkemizin ve toplumumuzun ortak geleceğine büyük zenginlik katacağını ifade ediyor, çalıştaya katılımızdan dolayı partimiz adına tekrar teşekkürlerimizi sunuyoruz.

 

Henüz Yorum Yazılmamış. İlk Yorumu Yazın
Yorum Yap