ÖRSAD Konuşması / 22 Temmuz 2013

Çarşamba, Temmuz 24th, 2013 @ 3:47PM

Çok kıymetli misafirler

Ramazan ayınızı tebrik ederek sözlerime başlamak isterim. Ramazan ayının huzurunu, bereketini, bize sağlamış olduğu tazelenmeyi, arınmayı, ve Ramazan ayının getirmiş olduğu bütün zenginlikleri birlikte olduğumuz bu sofrada sizlerle hissedebildiğimiz için şükrediyoruz.

 

Çok değerli dostlar;

 

Bin yıl önce Ortaasya’dan kopup büyük medeniyet tarlası olan Anadolu’ya gelmişiz. Bir nehir gibi tarihin içerisinde süzüle süzüle bugünlere varmışız. Bu nehir, her kıvrımında sadece cihangirlik göstermemiş. Her konakladığı yerde, her tüttürdüğü ocakta, bir medeniyet ve bir kültür sergilemiş.

 

Yunus Emre’ler, Ahmedi Yesevi’ler, Hacı Bektaşlar, Karacaoğlanlar, bu medeniyetin, bu kültürün nakış nakış örülmesini, topraklarımızla, insanlarımızla buluşmasını sağlamışlar. Ve bugünden düne baktığımızda, bu büyük medeniyet ve kültür mirasını bizler ve bizleri izleyenler hayranlıkla seyrediyorlar.

 

Çok savaşlar görmüşüz.

çok felâketler görmüşüz.

Çok tuzaklarla karşılaşmışız.

 

Ancak bunların hiçbirisi, bizi silmemiş, silememiş ve tarihten yokedememiştir.

 

Bugün üzerinde titrediğimiz cumhuriyeti kurmuşuz. Onu bugün 16. büyük ekonomiye taşımışız. Ülkemizin her vilayetindeki üniversiteleriyle, araştırma merkezleriyle, teknoparklarıyla, hızlı trenleri, havalimanları, onbinlerce kilometrelik doğudan batıya kuzeyden güneye bölünmüş yollarıyla, barajlarıyla, nükleer enerjileriyle,  yeni şaheserlere imza atıyoruz.

 

Güçlenen Türkiye, kısa-orta ve uzun vadeli planlarını özgüvenle gerçekleştiriyor.

 

Güçlü ordumuz, genç nüfusumuzla, kadınlarımızla 154 milyar dolara varan ihracatımızla, 2023 yılındaki 500 milyar dolar ihracat hedefimizle, son 10 yılda 4 milyon 700 bin artan istihdamımızla, süreyyada bir yıldız olan Türkiye, büyük bir destan yazıyor.

 

Ancak, Türkiye güçlendikçe, geliştikçe, büyüdükçe, etki alanı genişledikçe değişimi en temel paradigması olarak kabul ettikçe, attığı her adım birilerini rahatsız ediyor. Milletimizin ağız tadını bozmaya çalışıyorlar. Geçmişte yaşanılan, yaşattırılan, planlanan entrikaları, milletimizin konsantrasyonunu, hedeflerini zayıflatmak için senaryolaştırıyorlar.

 

 

İyi mi yaptım, kötü mü yaptım bilmiyorum  ama çocukluğumdan beri, beşikten itibaren siyasetin içerisindeyim. Bilmenizi isterim ki bu süreç içerisinde öğrendiğim tek bir şey var: Millete kurulan tuzakları yine millet bozar. Millet, dostunu da hasmını da iyi bilir.

 

Sizler, bu büyük milletimiz on yıldan beri bu ülkede istikrarı, zenginleşmeyi, özgürlüğü, demokratikleşmeyi, açık toplumu tercih ettiniz ve seçtiklerinize  her seçimde daha fazla destek verdiniz. Ve bugün dünyada dışarıda itibarı sürekli artan, söylediğine kulak kabartılan, attığı adımlar dikkatle takip edilen ve tüm gelecek planlarının içerisinde var olan güçlü bir Türkiye markası var. Bir oya gibi işlenmiş, tarihin yeniden kırılma anında kendine güvenen bir Türkiye markası var.

 

Türkiye markasının katettiği mesafeyi tekrar geri döndürmeye çalışanlar olacaktır.

Yeni dünya merkezinde onu etkisiz hale getirmeye çalışanlar olacaktır.

 

 

Geçmiş ihtilafların üzerinden ortak bir dil kurmaya çalışan Türkiye markasını zayıflatmaya ve itibarsızlaştırmaya çalışanlar elbet olacaktır. Çünkü güçlendikçe, ihracatı artan, üretimi artan, insan kaynağıyla medeniyetiyle değerleriyle, inançlarıyla, milli hasletleriyle duruşuyla , dünyadan daha fazla pay kapan ve her rekabet ettiğimizi endişeye sevkeden bir Türkiye markası var.

 

Bunu korumak, bunu geliştirmek bizlerin temel görevidir. Türkiye markasının güçlenmesi demek, işadamımızın, sivil toplum örgütlerimizin, öğrencilerimizin, doktorlarımızın, mühendislerimizin,  ürettiğimiz her malın, sanatımızın, tasarımımızın, üniversitelerimizin, itibar katsayısının güçlenmesi demektir.

 

Bu bizim işimize gelir ama birilerinin işine gelmeyebilir. Bunu sürdürülebilir kılmanın ve kuvvetli kılmanın birtek yolu vardır. Seçtiklerinize sahip çıkmanız,  oyunuzun namusuna sadakat gösterenlere güç vermenizdir. Demokrasiyi, bir insanlık mirası olarak geleceğe taşımak, insanlık medeniyetinin en önemli onurudur.

 

Güçlü Türkiye markası, insanlık onurunun zedelendiği heryerde, teminat olmalıdır. Demokrasinin zaafiyete düştüğü heryerde, teminat olmalıdır.

Temel hak ve hürriyetlerin çiğnendiği her yerde teminat olmalıdır.

Haksızlığın olduğu, gözyaşının aktığı heryerde adalet adına teminat olmalıdır.

 

Güçlü Türkiye markası için çok çalışmalı; birlik ve beraberliğimize daha fazla önem vermeli; medeniyetimizi geleceğe hasarsız bir şekilde taşımalıyız. Ki, Suriye’ye, Mısır’a, Filistin’e, Myanmar’a, dün kahrolduğumuz Srebrenitsa’ya haksızlık yapmaya çalışanlar akıllarından dahi geçiremesinler.

 

 

Geçirdiğimiz on yıl, 21.yüzyılın başarılı bir başlangıcı olmuştur. Türkiye markası, hakettiği noktada, hakettiği yolda emin adımlarla ilerlemektedir. Aynı kararlılığımız 2023, 2053, 2071 ve 21.yüzyılın sonuna kadar devam etmelidir. Devam etmelidir ki tarihin akışında hakettiğimiz yeri alabilelim.

 

Bir iftar vesilesiyle biraradayız. En gencimizden en yaşlımıza kadar artık dünyada ne olduğunu, kimin ne yapmak istediğini, kimin kimlerle birlikte olduğunu, kimin kimlere karşı olduğunu biliyoruz. Bu iftar sofrasında, duygularımızı paylaşırken tüm iyilikleri, güzellikleri, kardeşlikleri temenni edelim. Dualarımızdan ülkemizi, milletimizi, müslümanları ve tüm insanlığı eksik etmeyelim.

 

Allah’a yalvaralım ki kötüler kuvvet bulmasın.

Allah’a yalvaralım ki, zalimler kuvvet bulmasın.

Allah’a yalvaralım ki, adalet yeryüzünde hakim olsun.

 

Birlik ve beraberlik herşeyin şifresidir.

Birlik ve beraberlik herşeyin özüdür.

Güzel milletimizin, güzel ülkemizin, yarınlara daha güçlü bir şekilde ulaşmasını Cenab-ı Allah’tan hepbirlikte niyaz edelim. Allah, ağız tadımızı bozmasın.

 

Ramazanınızı, yaklaşan Kadir Gecenizi ve yüzmilyonlarlarca insanın yüzünde, gönlünde güller açtıracak bayramınızı bugünden tebrik ediyorum.

Henüz Yorum Yazılmamış. İlk Yorumu Yazın
Yorum Yap